aklımda çok şeyler var bu aralar, durmadan bir yerlerden kendime işler çıkartıyorum,
geçen hafta perdelerle bakışıyoruz demiştim ya bu hafta minik adamın odasının duvarlarıyla bakışıyoruz.
istediklerimi nasıl yapabileceğimi önce okumam lazım, bir öğreneyim ki uygulayayım hemen.
aa bide enteresan bir kitap aldım bu hafta, çocuklarda sanat eğitimi üzerine, güzel gidiyor, bakalım.
kitabın da etkisiyle sürprizlerimizi renklendirdik, minik adamın el izi ile imzalı kartlar hazırladık.
sonrasında boyalara kapıldık, çerçevelik bir serbest çalışmamız var artık, benim yuvarlaklarım onunsa parmak izleriyle süslü.
kartlarımızın bir kısmı yola çıktı, minik bir hediye ile kalan kısmı da yarın yola çıkacak...


.
bu hafta bir de gönlü zengin, tatlı bir annenin
bloğuna konuk olduk, merak ediyorsanız bir göz atın derim ben.
bir anne daha var, ki arkadaşlığından çok keyif aldığım, Füsun'cum,
sobelemiş beni, kendimle ilgili 7 ilginç noktayı anlatmam için...
hadi bakalım;
* nick olarak Nilo'yu kullanıyorum çünkü bu isim gerçek isminin bir başka dilde kısaltılmışı yani düşünülenin aksine ismim Nilay yada Nil değil:)
* ani kararlar vermem, enine boyuna düşünmeden adım atmam. Özellikle önemli kararlar verirken tüm olası sonuçlarını değerlendirip ona göre davranırım. Amaaann ne olucak canımcılık hiç bana göre değildir.
* çok dedim aslında takıntılıyımdır diye, düzen ve simetri rahatsızlığım var. Aynı eşyayı gün içerisinde kaç kere yerine koyduğumu bile sayarım bazen. Kapıdan çıkarken bile ev dağınık olmayacak yoksa kafam orda kalır. Huyumu çok iyi bildiğim için başkalarına bulaşmıyorum ama hayatı kendime baya zorlaştırıyorum.
* çölyak hastasıyım. değişik bir hastalık, buğday, yulaf, arpa ve çavdar içeren hiçbirşeyi -börek, pasta, pizza, makarna, ekmek, kek, birçok çikolata, bisküvi vb- yiyemiyorum. sebebine gelince çoğunlukla genetik deniyor ama bana doğumdan sonra teşhis kondu. geçici mi derseniz hayır değil malesef, tek tedavisi ömür boyu bu ürünleri tüketmemek. alıştım ama, ilk başlarda çok zorlanırken şimdi çok daha iyiyim. tek tesellim minik adamın gayet iyi olması :)
* arabalara düşkünümdür, hızlı ve çevik arabaları severim. ayrıca araba kullanmaktan çok keyif alırım, düşünün İstanbul'da bile. genelde ve malesef "bir bayana göre" çokiyi araba kullandığım söylenir, valla ben onların yalancısıyım:) ben anneme, minik adam da bana çekmiş bu konuda...
* renk olarak pembeyi hiç sevmem, kendime yakıştıramıyorum ama birgün mini mini parmaklı bir kızım olursa onu pembelere boğucam, kafasına da kelebekli tokalar takıcam.
* gerçekleştirmek istediğim enteresan gezi planlarım vardır: bir süre yaylada yaşamak, minik adam beş yaşına geldiğinde Tibet' e gitmek, sıkı bir NBA maçını canlı canlı izlemek ilk aklıma gelenler...
tamaam, şimdi sobeleme sırası bana geldi, and the sobe goes to
Çilli,
Juve ve
Melike...