14 Şubat 2010 Pazar

bu ne kadar keyifli bir işmiş yahu...

cuma akşamı saat 11 de evde olunca -bu sefer keyiften değil çalışmaktan :(- tüm haftanın yorgunluğuyla yine uyku tutmadı tabi.
sevgilimle televizyon karşısında takıldık biraz, sanki Carrie' nin maceralarını bilmiyormuşuz gibi tekrar bölümlerini izlemeye başladık.
kesmedi, uyku öncesi harika bir kitap bitirdim, tavsiye edicem ama bekleyen postlardan yer açmam lazım.
tüm bunların etkisiyle cumartesi sürünerek kalktım tabi, sevgilimin hazırladığı leziz kahvaltıyı mideye indirdim.
sürprizlerim var demiştim ya, minik adamla malzeme alışverişine çıktık, ilk adım olarakta hep istediğim parmak boyalarından aldık.

kutuları açıp masanın üstüne koyarken beyaz halı ve koltuklarımın 10 dakika sonraki halinden korkmuyor değildim,
düşündüğüm kadar kötü olmadı, onlar yerine makinam ve üstüm boyandı biraz ama o da olsun artık ;)
parmağını kutuya daldırıp boyadıktan sonra uzun uzun inceledi önce, sonra da tadına bakmaya çalıştı.
biraz serbest çalışma yaptıktan sonra sürprizlerimiz için hazırlık yaptık.
minik adamın ananesini de eğlencemize katıldı, suratındaki kızılderili boyaları onun eseri :)

küçük annekuştan büyük annekuşa not: annem, aklımdasın, seni seviyorum...

3 yorum:

Dolunay dedi ki...

banda bır haller oluyor ya :) mınık nota duygulandım şimdi.deniz karana masallah.denız karan ne kadar uyumlu canım.karan ısım mı ,soy ısım mı.Allah bagıslasın yavrunu.sevgılerımle.

füsfüs dedi ki...

boyalar da çok yakışmış, boyalı kuş:)

nilo dedi ki...

Dolunay'cım, hormonlardandır şekerim, deli gibi çalışıyorlardır şimdi seninkiler:D Deniz Karan ismi, Deniz babasından Karan annesinden... Teşekkür ederim canım, sevgiler...

Füs'cüm, öyle valla:D