11 Kasım 2009 Çarşamba

Bu aralar bu ikisinin çok etkisinde kaldım...

Richard Bach' ın son kitabı Hipnozcu...

Nedensiz bir şekilde Richard Bach' ın Martı' sını okumadım, karşılaşmadık bir türlü. Bu kitabı okuduktan sonra ciddi bişeyler kaçırdığıma emin oldum, gerçi emin olmak için okumama gerek yoktu ama neyse...

Kitap, pilot Jamie Forbes' un yaşattığı hipnoz olayı ile başlayarak, kendi hipnozunu hatırlaması ve üzerine düşünmeye başlaması ile hız kazanıyor. Benim gibi hızlı okumayı sevenler için frenleyici özellikte önermeler ve fikirler sunan bir kitap. Düşünceler derinlik kazanmaya başladıktan sonra alt benlik, üst benlik ve iç sesi bir ara baya baya karışmaya başlamıştım. Ara ara kapatıp, düşünüp, tekrar tekrar okudum. Kendi hipnozlarımı düşündüm, anı yaşarken düşünmediğim için dışardan bakıp o anları tekrar yaşamak, neyi nasıl bilinçsizce yaptığımı görmek garip geldi.

Kitapta işaretlediğim birkaç önerme:

Düşüncelerimizde tuttuğumuz herşey deneyimlerimizde gerçeğe dönüşür. (Çekim Yasası)
Hipnoz görselleşmedir; güçlendirici yüklenmesiyle desteklenmiş Çekim Yasası' dır.
Çekim yasası, her şeyiyle, hipnoz olgusunun temelindeki kavramla aynı şeydir.

Ve diğeri de müthiş bir arkadaşlık hikayesi olan Kite Runner...

Khaled Hosseini ' nin kitabından uyarlanarak Marc Forster tarafından yönetilen, Afganistan üzerine yazılmış, Afgan kültürünü yansıtan bir film.

Filmde, aynı evde büyüyen ünlü ve zengin iş adamının oğlu Emir ile hizmetkarın oğlu Hasan arasındaki arkadaşlık, ihanet ve sadakat çok güzel işlenmiş. Hikayeler yazmayı seven Emir, Rus işgali sırasında babası ile Amerikaya kaçar ve geçmiş hayatını geride bıraktığını düşünürken gelen bir telefonla eski hayatına bir yolculuk yapmak zorunda kalır. Emir' in işgal sonrası gördüğü Afganistan artık çok değişmiştir, zengin bir kültür bitmiş yerini savaş ve zorbalık almıştır.

Arkadaşlıklarından özellikle Hasan' ın Emir' e olan sevgisinden çok etkilendim. Bi de 2 nokta beni çok rahatsız etti, birincisi Amerika cennet, Afganistan cehennem gibi gösterilmesi, diğeri Emir' in babasının Ruslara karşı olan aşırı nefreti. Ama yine de bu film izlenir, hatta yürek dayanırsa kitabı bile okunur.

Aklımda kalan bi sahneden:
H: Senin için çamur bile yerim. E: Yapar mısın gerçekten? H: Neyi?
E: Benim için çamur yer misin? H: Böyle bir şeyi ister misin ki? E: Hayır, neden isteyeyim ki?

6 yorum:

beetlejuice dedi ki...

Nilocum, Uçurtma Avcısı'nın kitabını geçen hafta okudum, filmi de dün gece izledim. Her kitap uyarlaması gibi beni hayal kırıklığına uğrattı. Bir kere kitabın en önemli, gözlerimdeki yaşlardan satırları göremediğim bölümü filmde yok! O sahne olmadan filmin sonu pek de anlamlı olmamış. Eğer okumadıysan ve yüreğin dayanabilecekse kitabını okumanı tavsiye ederim.

nilo dedi ki...

Çilli'cim, kesinlikle katılıyorum, bende daha kitabını okuduğum bir filmi beğenmedim. Kendi hayal gücünü kullanrak okumak gibisi yok. Ay kitabı okurmuyum bilmiyorum, filmde bile o kadar ağlamışken kitap düğüm düğüm eder artık...

Ozge Sipahioğlu dedi ki...

cnm ben de aldım ucurtma avcısını baslıcamm ınsallah en kısa zamanda.paylasım ıcın saol

nilo dedi ki...

Özge'cim, okuyan ve çok beğenen 2 arkadaşım var. Ama benim yaptığım kestirmeden gitme, önce oku sonra izle derim ben. Eminim daha çok beğenirsin...

JuVeNiL dedi ki...

richard bach'ın martısını ortaokula filan gidiyordum sanırım okuduğumda, insan üstünde "izbırakan" kitaplar,filmler vardır ya , benim için martı jonathan'ın hikayesi de öyle bir hikayeydi.. Hipnoz'u da en kısa zamanda okuyacağım..
Uçutma Avcı'sına gelince, çok yakın bir tanıdığım "tuvalete giderken bile ara vermiyeyim diye yanımda götürdüm" dedi, o da listemde:D

nilo dedi ki...

Juve'cim, çok güzel demiş arkadaşın, bende okumak istiyorum ama bilmiyorum...