29 Aralık 2010 Çarşamba

bir oyun grubu anatomisi...

Toplandık, toparlandık her zamanki gibi rötar yaptık ama eksiksiz yola çıktık ve minik bir konvoy yaparak kuzum Ömer ve tatlım Zeynep'lere ulaştık. Bizi çok sevinerek karşılayan Zeynep, diğerlerine göre biraz büyük olduğu için sonlara doğru onlarla beraber olmaktan çok sıkılıyor ancak Ömer ise tam tersi en küçük olduğu için kimseye pas vermeden ama hiçbişeyden de geri kalmadan takılmayı tercih ediyor.
bazen gittikçe iyi anlaştıklarını düşünüyorum bazen de ufacık bişeyden ortalık birbirine giriyor ve keyfim kaçıyor. yanyana aynı oyuncakla beraber oynarken bir anda ortam karışabiliyor, hele birde söz konusu olan oyuncak araba ise. minik adam içeri girdiği andan itibaren evdeki arabaları gözüne kestiriyor ve gidene kadar kimseye vermek istemiyor. sorun mu sorun :)
eski fotolarına baktıkça büyüdüklerini daha kolay kabul ediyorum, ilk buluşmada bırak hareket etmeyi oldukları yerde kalan veletleri bu buluşmada sepetlerin içinden, dolapların üstünden topladık. örneğin bu iki küçük hanım ne kadar masum görünüyorlar dimi, amaaa fotoğraf yanıltıcı olabilir, bir gün buyrun ve marifetlerini görün derim ben:))
Efe'me: Efeee kuşum, tatlım, kızma sen bana emi, Nilo'nun jetonu geç düşüyor bazen biraz. çok seviyorum ben seni, öpüyorum tatlı yanaklarından...
P.S. sizi ve veletlerinizi seviyorum bayanlar, xoxo...

2 yorum:

Kon-Tiki (Ashley) dedi ki...

Mevlana hz.lerinin bu sözü annemin çok hoşuna gider. Evimizde 2-3 köşede not edilmiş durur :) Ne doğru laf dimi ?

nilo dedi ki...

Benim de rahmetli ananem çok severdi, evin muhtelif köşelerinde olurdu mutlaka... seviyorum bende, büyük anlamları var...