18 Kasım 2010 Perşembe

the guru

bayram başlamadan keşke acık daha uzun olsaydı diye düşünen bünye şimdi "ne kadar yemek yediğinin farkında mısın, bitsin artık ve yemekten vazgeç!" diye inliyor. aldığım kilocuklar (ne kadar bilmiyorum, sormayın:) bayram bitince üstüme yapışıp kalmaslar bari, yoksa hali hazırda dolap bekleyen popoma girmeyen kıyafetlerimin sayısı daha da artacak. rejim yapmam lazım ama ortada önemli bir sorun var, karşınızda otuz yaşına gelmiş ama hayatı boyunca hiç rejim yapmamış biri var!  
geçen haftalarda başladım mesela, nutella rejimine ama saçma di mi:) bakınız üstteki resimde de görüldüğü üzere çikolata değil inanılmaz lezzetli kabak tatlı götürüyorum. portakal ağacı' nı duydunuz mu hiç, duymadıysanız mutlaka bakın derim, harika tariflerini ve müthiş sofralarını keyifle takip ediyorum. işte bizim ailede de bolca portakal ağaçları mevcut, bunlarda en portakalı ise yengem! benim gibi yemekten pek anlamayan, yaşamak ve çevresindekileri yaşatmak için yemek yapan, malesef yenilikler konusunda bazen beceriksiz olan biri için her yaptı yemekte mucizeler yaratan biri ancak yemek gurusu olabilir. aldığım kilocukların baş sebebi, bizi misafir ettiği iki gün boyunca hem karnımızı hem gözümüzü doyurdu.
ceviz ağacından el oyması bir çeyiz sandığım var bakmaktan keyif aldığım, içi ananemin ve teyzemin el emekleri ile dolu. rahmetli ananem çok uğraştı tığ ile zincir çekmeyi öğretmek için ama beceremedim sonrasında örgü öğretti ama ördüğüm tüm atkılar yamuk yumuk oldu. yemek yapmak yerine yemekten hoşlandığım gibi elişi yapmaktansa bakmaktan hoşlanıyorum. üstteki göz nuru aynı kişinin ellerinden çıkma, hem de yıllar öncesinden gençlik döneminden kalma aynı resimdeki likör takımı gibi...
bir de bu çay altlıklarına bayıldım, kırk yıl önce hediye gelen bu set motifi, parlaklığı, rengi acayip hoşuma gitti... birbirinden farklı hikayesi olan birçok nesnenin fotoğrafını çektim o gün, hepsini ayrı ayrı beğenerek. baktığımda onu hatırlamamı istediği minik bir hediyeyi de yanıma alarak döndüm istanbula.
.
evliliklerinin 40. yılını bitiren sevgili canlarım seviyorum sizi, misafirperverliğiniz çok teşekkürler...

3 yorum:

Deli Anne dedi ki...

Kabak tatlısı değil de altındaki tabağa bittim ben. Eskilerin zarifliği var .

Dolunay dedi ki...

iyi bayramlar canım :)

nilo dedi ki...

Deli anne, kesinlikle katılıyorum kabak bahane ama tabak şahane:)))

Dolunay'cım, saol canım...