12 Temmuz 2010 Pazartesi

şafkalı kedi...

çok büyüdü sanki bu aralar, tepkileri, bakışları, konuşması inanılmaz değişti. İlk başlarda yoğun iş temposundan ben fark edemedim diye düşünüyordum ama bazı tepkileri sevgilimi bile şaşırtınca tek başıma olmadığıma sevindim. kelime sayısında hızlı bir artış var, herşeyi birebir söyleyemiyorsa da papağan misali ne desek peşimizden tekrar ediyor. istediği birşeyi yaptırana kadar diretiyor ama çok şükür ağlamadan. İnanılmaz keyifli iletişim kurmaya başladık, büyümüşte küçülmüş misali bizi dinliyor ha her zaman yapıyor demiyorum ama yapmasa da kafasını emme basma tulumba misali sallayarak onaylıyor ya şimdilik bu da yeter ;)

Kafasına göre takılmaları gittikçe arttı, çekip gidiyor arkasına bile bakmadan. hele koşan bir abi ya da abla varsa çevresinde, nereye gittiğine önemli değil takılıyor peşine. parkta sorun değil de dışarda bu huyundan çok korkar oldum, biraz zorlayarakta olsa elini tutuyorum. sevmiyorum zorlamaları ancak yapacak pek birşey yok gibi hissediyorum. hele ki son zamanlarda pusetsiz gezdiğimizden ve onu sürekli kucağımda taşımam mümkün olmadığından her seferinde el tutma kavgası yaşıyoruz. kim bilir ilerde daha ne kavgalar edicez ama şimdilik kazanmam gereken en önemli kavgam elimi tutmaya onu ikna etmek:)
enteresan bir yemek problemi yaşıyoruz, haftaiçi sorunsuz bir şekilde tüm öğünlerini yiyen çocuk haftasonunu aç geçiriyor, ne kahvaltı ne de öğlen yemeği yiyor. bu zamana kadar asla elimde tabak zorla ağzına yemek tıkmaya çalışan bir anne olmadım hatta inat edip mama sandalyesini mutfaktan bile çıkarmadım. ancak son iki aydır her haftasonunu aynı senaryoyu farklı saat dilimlerinde yaşıyoruz;

anne: kuşum karnın aç mı? yemek ister misin?
minik kuş: hıhıhıhı (kafa bir aşağı bir yukarı sallanır)
anne: tamam kuşum, hadi beraber yapalım. (içten içe mutluluktan uçar)
yaklaşık 30 dakika sonra...
anne: oğlum, hadi mama hazır, bak mis gibi olmuş, hadi sandalyene...
minik kuş: ...... (köşe bucak kaçışta)
15 dakika ikna edip yemek yedirmeye çalıştıktan sonra....
anne: oğlum, yemeyecek misin artık, doydun mu? (içten içe ufak çapta sinir harbi)
minik kuş: ııııhhhııhhhh... (kaşlar havada...)
anne: peki, inelim o zaman sandalyeden... :((

hemen hemen her öğün böyleyiz işte, şaka gibi dimi? bu durumu çok uzatmamaya çalışıyorum ki hem daha çok zorlamamak ve dil dökmemek adına hem de daha fazla sinirlenmemek adına. tüm haftasonunu sadece süt içerek, bazen meyveli muhallebi ve badem yiyerek geçiyor. ama ne olursa olsun kimse beni minik adamın ardından kaşıkla koşarken görmeyecek, kararlıyım :)
bazen düzenini bozuyormuş gibi hissediyorum, saçma dimi? haftaiçi uyku uyuması, yemek yemesi, oyun saati, olmayan televizyon saati, herşey tıkır tıkırken haftasonunu aaaç, uykusuuuzz, yarıım saati aşan televizyon saatleri ile geçiyor. üzülüyorum biraz ama sonra da kendi kendime diyorum ki amaaan, napalım canım, anası babası yanında aç olmuş, uykusuz olmuş, vıııızzzz gelir :) dimi ama?

P.S. hayat normale dönüyor, güzel haberlerim var, bu sefer sadece minik adam vardı, ben sonra.... hepinizi özledim, sevgilim ilk başta seni....

6 yorum:

JuVeNiL dedi ki...

mis gibi özlediğim bir nilo yazısı.. güzel haberleri bekliyorum:) mucx

lunawar dedi ki...

kaşıkla koşarsan seni döverim:)
hadi paylaş mutlu haberleri;)

Zeynep dedi ki...

Haftasonu düzeni çalışan her annenin evinde şaşıyor. Hafta içi rutine giren minikler haftasonu anne babayı bulunca hemen raydan çıkabiliyorlar. Ama biz de çıkarıyoruz raydan biraz :)Yine de çok haklısın hiç takılmamak lazım, anne baba yanında biraz az yese az uyusa bişicik olmaz :)

Umudum dedi ki...

bişicik olmaz karnı aç diil onun ben biliyorum ondan yemiyo...Şirinella bunu bana inandırdı!! valla bak..aç diil onlar..

nilo dedi ki...

Juve'cim, bende nasıl özledim anlatamam:)öpüyorum seni...

Luna'm, koşmam koşmam söz;)

Zeynep'cim, her haftasonu aynı durum var şaka gibi dimi? Allah çalışan anne babaya yardım etsin valla:D

Umudum, özledim seni... aç değil dimi?:))

Red Riding Hood dedi ki...

Yakışıklı seni.