10 Nisan 2010 Cumartesi

çilekler çiçek açınca...

aklımda yine bin tilki dolanıyo, ne yapıcam ben bu bir türlü fırsat bulupta yapamadığım şeylerle bilmiyorum.
minik adamın odası bitmek üzere, bir resimlerini ve panosunu asmak kaldı, matkap kullanmayı mı öğrensem diyorum.
hani bir reklamda ufaklık "benim annem hem doktor, hem mühendis, hem aşçı, hem ayakkabı bağlamacı" diyo ya,
favorim reklamım o bu aralar, anne olmak çoklu bir iş paketi gibi, içinden seçmek mümkün değil.
ama tüm bunların ortak tek bir noktası var sanıyorum, sevgi, hayat onsuz çok çekilmez olurdu...
.
sevgilim, geçen hafta iki gün Kayseri' deydi, seminer icabı, bir gece ayrı kalmak bile çok zor geldi,
minik adam sürekli her kapı veya telefon çaldığında "baab-baaa" naraları attı, babasına aşık bir oğlum var benim...
valla kıskanmıyorum, gerçekten, tamam belki biraz imreniyorum diyelim ama azıcık :)
geldiğinde keyifsizdi, yorgunluk ve türbülans birleşince vertigosu azmıştı yine, ilacını ve vitaminini içti.
şimdiyse -nasıl bir görev aşkı anlamıyorum- işe gitti, hayır ben olsam bayılır kalırdım herhalde bir kenarda...
yazdığım satırları okuyunca düşündüm de enteresan rahatsızlıkları olan bir aileyiz biz, vertigolu bir baba ile çölyaklı bir anne...
o kadar alıştım ki gülüyorum artık, komik ama dimi? neyse Allah'tan minik adam gayet sağlıklı..
dün sabah rutin kontrolü için Alev teyzesine gittik, beşli karma aşısını vurdurduk, akşama doğru ateş yaptı biraz.
bunun dışında herşey yolundaymış, sevindirik oldum tabi:)
.
bisiklet almayı düşünmeye başladım yavaş yavaş, hem parkta yakın, yaz da geliyor, binmeyi severse süpper olur..
küçükken en sevdiğim şeydi bisiklete binmek, Esat' la hızımızı alamayıp sabahın köründe akşam karanlığına kadar tepesinden inmezdik.
hem internetten hemde oyuncakcılardan bakınmaya başladım bile, haber veririm güzel bişey bulursam.
gerçi daha çok bu aralar minik adamla kendimizi sanata verdik, renk renk kağıtlara resim yapıyor,
fırça kullanmayı da pek sevdi, kağıtı boyadıktan sonra masa ve sandalyesi de nasiplerini alıyorlar tabi...
şefffaf dosya aldım geçen gün, tüm resimlerini tarihleyip orda saklıyorum, büyüyene kadar ev dolup taşacak gibi:)
.
baharda geldi sonunda, bu güzel çiçekler büyüyüp mis kokulu çilekler olucaklar ve maydonozlarımın yanında balkonumuzu şenlendirecekler...
bize şans dileyin, minik adamın saçlarını kestirmek istiyoruz, az ağlamalı olmasını umut ediyorum, en azından deneyeceğiz...
neyse kahvemin yanına kurabiyelerimi almayı unutmuşum, ben kaçtım, hepinize iyi haftasonları, öptüm, sardım...

4 yorum:

Tibet'in annesi dedi ki...

aman aman şimdiden alıştırın berbere. biz bizimki ağlıyor istemiyor diye diye en sonunda bu hafta sonu ikna edebildik kestirmeye. bu zamana kadar bücürüm eğri büğrü saçlarla geziyordu biz kestiğimiz için :P

sude naz'ın annesi dedi ki...

Allah sağlık versin canım..Bende tebessüm ettim:))Bisiklet hem onun için hem sizin için kurtarıcı olur...inşallah hadi bakalım bekliyorum saç kesme postu gerçi hafta sonunu da geçtik kesilmiştir muhtemelen kuzunun saçları..

füsfüs dedi ki...

inşallah ağlamamıştır berberde. o balkonda oturup çay içmeyi o çileklerden yemeyi çok isterim, olur belki bir gün:)

nilo dedi ki...

Sibel'cim, sıhatler olsun size de o zaman. Allah' tan çok kolay geçti bu seferki, nasıl şaşırdım anlatamam:D

Eylem'cim, amin şekerim hepimizinkine:) Bisiklet bakıyorum valla hem kendime hem ona istiyorum aslında ama bilmiyorum. Süper geçti berber maceramız, şaşırıp kaldım bende...

Füsfüs'cüm, ağlamadı şekerim:D bende çok isterim gerçekten bak atlayıp gelcem yanına birgün, pat diye sürpriz yapıcam sana:D